İletişim |Ziyaretçi defteri | Programlar | Atatürk Köşesi

Ana Sayfa
Ana sayfam yap
Sık kullanılanlara ekle    

Planlar

Etkinlik Örnekleri

Okuma yazma

Sunular

Genel Dökümanlar

Deneme Soruları

Masal Örnekleri

Eğitici Oyunlar

Rehberlik

Tekerlemeler

Bilmeceler

Belirli Günler

Öğrenci Kulüpleri

Velilere Öneriler

Öğretmenler için

Küçük Resimler

Boyama Çalışmaları

 

 

MEB      

İlsis

İl Milli Eğitim    müdürlükleri

Sınavlar

Tebliğler Dergisi

Personel MEB

Bakanlıklar

Resmi Gazete

Sendikalar

Valilikler

Bankalar

Son depremler

Gazeteler

Şifalı Bitkiler

Kaplıcalar

Sorgulamalar

ÇANAKKALE  ZAFERİ

      

KINALI ALİ

 

    Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla sohbet ediyor, "Nerelisin?" gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı. Yanına çağırdı ve merakla sordu: "Adın ne senin evladım?"

 

"Ali, komutanım." "Nerelisin?" "Tokatlıyım, komutanım, Tokat'ın Zile kazasındanım..." "Peki evladım, bu kafanın hali ne? Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?" "Cepheye gelmeden önce, anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum."

 

    "Peki" dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali." O günden sonra Ali'nin adı, Kınalı Ali oldu. Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı. Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi. "Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum. Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?"

 

    Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi. "Sen söyle biz yazalım" dediler. Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de söylenenlerin doğru yazılıp yazılmadığını denetliyordu.

"Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin." Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, "Biz burada var oldukça bilesiniz ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir" cümlesi ile bitiriyordu.

 

    Tam zarf kapatılırken, Ali, "İki üç satır daha ekleteceğini" söyleyerek, mektubun sonuna şunları yazdırdı: "Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, burada komutanlarım da, arkadaşlarım da benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet'e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım."

 

    Gelibolu'da savaş giderek şiddetleniyordu. İngilizler, kesin sonuç almak için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri birer, birer, sonraları beşer, beşer, onar, onar şehit oluyorlardı. Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali'nin komutanı, bu durum karşısında çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Allah'a dua ediyordu.

Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları, komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini istediler. Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye, bile bile ölüme gidiyorlardı. O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Ali'nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit olmuştu.

 

    Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali'ye anne, babasından mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.

 

"Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim. Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme." Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra "şimdi ananın sana diyeceği var" diyerek sözü ona bırakıyordu.

 

    Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali'nin anasının ağzından yazılmıştı, şöyle diyordu anası:

"Oğlum Ali, yazmışsın ki, kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler. Bizde üç işe kına yakarlar;

 

1- Gelinlik kıza. Gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye.

2- Kurbanlık koça. Allah'a kurban olsun diye.

3- Askere giden yiğitlerimize. Vatana kurban olsun diye. Gözlerinden öper, selam ederim. Allah'a emanet olun."

 

kaynak:http://www.canakkalezaferi.com/

 

 

 

Arkadaşlar, sitemiz 1.sınıf öğretmenleri için bir paylaşım sitesidir. Buraya eklenen dosyalardan bütün öğretmenler faydalanabilir.Elinizde bulunan dökümanları bizimle paylaşırsanız diğer 1.sınıf okutacak arkadaşlara da bir nebze rahatlamış olacaklardır.

Bu yüzden lütfen faydalandığımız gibi paylaşalım da yapalım.

Dökümanlarınızı birincisinif@hotmail.com adresine yollayalım. Yada aşağıda gözat butonuna tıklayarak yollamak sitediğiniz dökümanları seçin. Daha sonra upload butonuna tıkladığınızda dosyalar sunucuya yüklenecektir.

Önemli Uyarı:Sitemizde bulunan dökümanların birçoğunu daha etkin    bir şekilde izleyebilmek için bilgisayarınıza Hand writing_mutlu yazı karakterini yüklemeyi unutmayınız..


                  Önemli uyarı:Bu sitenin  içeriği  kendi sınıfımda uyguladığım,ve bazı internet sitelerinden alarak kullandığım içerikten oluşmaktadır.

Telif     hakkını ihlal edecek içeriğe rastlarsanız lütfen birincisinif@hotmail.com a mail ile bildiriniz.